bitişin çığlığı

05/Ş000000bpm28/2009 ... | Yorum (0) admin @ 23:57

Kararınız ne olursa olsun acı çekeceğinizi bildiğiniz durumlarda,
bir karara varmak çok güçtür. Özellikle sevgi ilişkilerini
bitirirken, ayrılıkların da başlangıcında. Bir şey olur, bir şey
yaşanır ya da olması gereken gerçekleşmez.
İşte o zaman içinden bir parça kopar insanın.
“Bu bana göre değil, hak etmiyorum ben bunları” diye düşünür.

Aşk varsa, sevgi oluşmaya başlamışsa, başını hızla bir yere
vurduğunda hissettiği acıdan daha keskin bir acı kaplar ruhunu.
İsyan etmek, bağırmak, çağırmak, “kendine gel, yaptığını fark
et” demek ister. İlk sarsıntı bazen bir kucaklaşmayla,
bazen bir özür ya da özrü sembolize eden bir davranışla,
daha kötüsü bazen hiç konuşulmadan geçer gider.
Ama ardı arkası kesilmiyorsa incinmelerin
ya da farklılıklardaki yansımaların, yürekteki
acı büyür iyice. Ve başlar çatışma.

Yürek, ilkel toplumlardaki tamtamların çığlığıyla sarsılırken,
akıl yüreği sakinleştirmeye, çözüm üretmeye çabalar. Paramparça
hisseder kendini insan. Benliğe, doğrulara, sağlıklı birlikteliğe
duyulan özlemle, sevgiliye duyulan özlem arasında takılı kalır.
İlkel çalgıların ve çığlığın ritmi artarsa eğer, yani var olanlara
yenileri eklenirse, akıl daha çok frene basar. Bu kez “kendine
gel !” denen, kendisidir. Çünkü aynada görülen, göz kapakları
düşmüş, dudakları sarkmış yüz, artık mutlu degildir.

Yapılacak tek bir şey vardır. “Ya olduğu gibi kabul et ve
acı çekme ya da çık git.” Bilir bilmesine bunu yürek de,
gitmeyi istemez. Bedenini uzaklaştırmayı değil, onu
göğsüne sokmayı ister. Sarılmak, daha çok bir olmak.

Hele bir de paylaşılan zaman ve yaşam parçaları çoksa,
umutlar ve hedefler beraber konduysa, emek harcandıysa var
olmak için, daha da güçleşir gitmek. Tüm bunlar yaşanırken
benlikte ve ruhta, artık bir arada oluşun da tadı kalmaz.
Çünkü, ne, bir olunabilir bu sorularla, ne de gidilebilir bu
özlemle. Tamtamın sopası, her soluğa denk düşer böylesi
zamanlarda. “Seni Seviyorum” o ilkel sestir aslında. Sevgi
yener mi aklı? Bazen. Ama hep o incinmeye, yeniden hayal
kırıklığına uğramaya hazır oluş halde sürer ilişki. Kişi,
bilir bir gün bağların kopacağını. Sadece süreyi uzatmaya,
kopuşu geciktirmeye yarıyordur davranışları.

Bazen de akıl galip çıkar, yüreği de yanına çekerek. “Tamam”
diye düşünür insan. “Onu çok seviyorum. Bedeninin sıcaklığını,
sarılmasını özlüyorum. Ama kumaşın dokuması farkli işte.
Tutmuyor birbirini. Farklılıklar, olanlar ya da olmayanlar bu
kadar sarsıyorsa beni; kendimi, ‘ben’ime olan saygımı
korumak için bitirmeliyim ilişkimizi.”

Ve geriye dönüp yaşananlara bakar. “Denemediğim yol
kalmış mı? Yeterince süre vermiş miyim sorunların çözümü için?
Çaba göstermiş miyim gerçekten?” diye sorar. Her şey denenmişse
bile, son bir sanş vermeden ilişkiye, çıkıp gidemez. “Şu olaya,
bu zamana kadar yaşarım, yaşatmaya çalışırım sevgimi. Tekrar
oturur konuşur, anlatmaya, anlamaya çabalar,olamazlığına emin
olmadan koparmam içimdeki duyguyu”diye düşünür. Ve yaşar.

Eğer sevgi gerçekse, kişilikler sağlıklıysa, farklılıklar aşılamaz
boyutta değilse, çözülür sorunlar. Ama aksi durumda, tek yol kalır
hayatta. Gidiş. Hem de gelişi olmayan bir gidiş. Denenmiş elbisenin
provasının olmayacağını bilerek, geride hiçbir şüphe, akılda hiçbir
keşke, yürekte hiçbir ümit bırakmadan, çıkıp gidilir.

Acı çekilmez mi? Hem de nasıl çekilir. Yine de bilir ki insan,
beraber olduğu sürece hep acı çekecek., acı çekme ihtimaline
karşı hep tetikte duracak, mutluluk,huzur üretemeyecek.

Bu yüzden haykırır yüreğinin olanca gücüyle: “Hadi şimdi vurun
bakalım tamtamlar. Şimdi daha hızlı, daha güçlü çığlıklar atın.
Başka ses duyamaz hale getirin beni. Ama ben gidiyorum.
Çünkü bir süre sonra susacağınızı biliyorum. Alın bir vuruş
da benden. Biten ilişkiye, gönderilen sevgiliye,
içimdeki acıya!

Yine de gidiyorum.
                                                                                                     TAYFUN SUBAŞI

GİR İÇERİ SEVDİĞİM

05/Ş000000bam31/2009 ... | Yorum (0) admin @ 07:32

(6 Hit)

Gir içeri sevdiğim, ıslanmışsın
Gidenleri yolcu etmiş
Kendini yarılamışsın
Saatin bu yüzden mi durdu
Bunun için mi
Katmerli güller içinde
Bir diken gibi yalnızsın

Senden önce
Yağmur tozu döşeyip durdu
Pulkanatlı bir böcek
Yuğdu yıkadı beyaz odayı
Başka hiç kimse dokunamadı

Sözleri toplayıp yatağın başucunda
Bir lamba içine taşıdı
Aynanın buğusunu sildi
Karanlığını akşamların
Kışın çelik soğuğunu
Sağır günlerin yoksulluğunu
Daha önceki tanıkları
Hepsi dışarıda şimdi

Ah sevgilim
Senin için hazırlanmak
Ancak görünmez bir hünercinin
Çalışkanlığıyla
Sınanmalıydı

Gir içeri sevdiğim, ıslanmışsın
Seni kucaklayıp yatırayım
Bir bardak tarçınlı ıhlamur, ballı
Kurutulmuş elmayla
İyi gelir
Yürek algınlığına
Sonra da uyumalısın.

 NYMPHE

Kategorilenmemiş | Yorum (0) admin @ 07:32

(47 Hit)

Mavi kıvrımlı gece
Dantelinde sarılı
Yakamozlar düştüğünde
Bacak bacak üstünde bir kadın
Okyanusa cumbalı

Aşk dediği
Küçük bir ben omzundaki
Sateni, safir kolyesi
Ne farkeder ki adı
Ağzı şekerli tarçın
Yelkeni rüzgar altı..

 ATIN TÜRKÜSÜ

Kategorilenmemiş | Yorum (0) admin @ 07:32

(44 Hit)

Benim atım rahvan gider
Rahvan gider sunağına
Toynağında göz yarası

Yüzler kayıp anılarda
Kanar durur eşkinince
Alnındaki akıtması

Kesif is kokusu taşır
Su tülünden bir ormanda
Yağız atım, koca atım
Ağu içti uykusunda

Benim atım rahvan yürür
Zaman küldür terkisinde

 HABERLER

Kategorilenmemiş | Yorum (0) admin @ 07:32

(99 Hit)

Gölgesi gömülü
Kaynayan asfalta
Oğlumdan biraz büyük
Kırılmış kibrit bedeni

Gerisini görmedi
Yumdu gözlerini
İnsandı
Ölümden utandı

Boş kovan sözcükleri
Saçıldı, yuvarlandı
Borsada
Bu kez yükseliş vardı

 BU SEVDA ZEHİRLER SENİ

Kategorilenmemiş | Yorum (0) admin @ 07:32

(899 Hit)

para para ışığa kesmiş
dingin bir sabah denizinin
acır kanat uçları uçamaz martı yavrusu
dalgalar köpük köpük ağlar gözlerinde
ben bu sevda zehirler seni demiştim
o ateş gecesinin kızıl oklu şafağında
neden hep dikenli dal uçları içinde
kanar durmadan yüreğin uzaklarda
beyaz bahar kelebekleri konar saçlarına
başında beyaz gelin çiçekleri gibi
uzak ve soğuk bir gülüş kalmışsa uzaklarda
kırılganlıklar bir kenarda hep vardır

 O GÜNDÜ

Kategorilenmemiş | Yorum (0) admin @ 07:32

(535 Hit)

Önce renkler belirdi odamda
Sonra sabah girmişti
Hiç unutmam
Tam uyandığım andı
Gün saati mi, kum saati mi
Neydi bilmiyorum
Her şeyi bir başıma yaşadım
Dokundum isminin ilk harfine
Issız yollarımdan yürüyüverdi

Rüzgar ateş gibi dolanıyordu
Soluğun, kokun
Tan yeni atmış
Ormanlar gerinmiş karşı dağlarda
Seslerini duydum açılan yaprakların
Sürüler halindeydi
Gölgeli gözlerinin üstünden
Birden ne çok kuş havalandı

Bulutlar silkindi mavinin içinde
Çizildi gökyüzü
Adın yine kaçak, adın en gizemli
Bir karıncanın kuytularda beslediği
Bal ışığıydı
Sabahın içinde ovaların teri
Ama nehirler
Ki sonsuz nehirler
Bakir toprakların, killi deltaların
Arasından geçerken
Bundan sonra düğümlenip akacaklardı

Kaç yıl geçti aradan
Bilmiyorum, o gün gelmişti hüzün
Issız bir kış gibi aramızda
Değişmeyen iklimini yaşadı

 KİMSİNİZ SİZ

Kategorilenmemiş | Yorum (0) admin @ 07:32

(835 Hit)

Dipten vurdu dalgalar
Kelimeler suyun üstünde
Bitimsiz ve çürümüş
Ölü balıklar gibi yüzüyor

Kollarınızı açarak sarılmıştınız
Kıyıda hayal gibi ağaçlar
Kökleri suyun içinde
Açılıp kapandı birden
Kalakaldım ortanızda
Ne çabuk
Parçaladınız

Bana ne kadar tanıdık gelirse gelsin
Bu liman o liman değildir
Vakit sizde kısacık bir akşam
Sessizlik her zaman
O ölü balığın ağzında yemdir

Sahi kimlersiniz siz
Ateşle suyun arasında kapalı
Dalgakıranı insan tuzağı
Anlatmadan yaşadım hiçbirini
Bu gemi bu yüzden
Bir daha yüzmeyecektir

 ÇAPRAZ

Kategorilenmemiş | Yorum (0) admin @ 07:32

(622 Hit)

Biliyorum dedim, baktım, baktınız
Zaman hiç geçmez mi
Sordum, sorguladınız
Camlara yapışmış çiçek ölüleri
Yüzleriniz
Sokaklar boydanboya
Adresimi sildiniz

Beklemek böyle bir şey
Islıkla bir korkuyu geri çevirmek
Ucu keskin bıçakla
Bir bulutu kesmek
Duman gibiydi, kadın gibiydi bulut
Gölün üstüne dağıldı
Yarasında koyu bir gece
Ağdı suya
Üstüne fotoğraflar çektiniz
Unutulmus kadınlarin dalgın ve agırdır
Anıları
Sevmeyi bilseydiniz

Define avcısıydım
Bundan önceleri
Haritasız dedektörsüz
Pusulam yosun tutmus
Ağaç gövdesi..

Gizli dehlizlerden geçmek kolay
Toprak kökleri
Bir geyik çalımıyla biçmişim
Kendim soymuşum gizlerini
En büyük aşk orda gömülü
Toprağı elemişim
Bedelini ödeyemezsiniz
Üste bir ömür sürdüm
Ödüllü bir yalnızlık benimkisi

Var varanın
Git gidenin
Bir rüyayi getirenin
Nereye kadardır becerisi
Aralıktan rüzgar giriyor
Ya tam açın
Ya kapatın artık pencerenizi

 DENİZ BASTI

Kategorilenmemiş | Yorum (0) admin @ 07:32

(707 Hit)

Gökyüzünde ay söndü
Fildişi renginde bir kadın
Açtı yüzünü
Kim olduğunu bilmiyor
Yıllardır küçük bir avluda
Her sabah çiçek açıp
Her gece döküyor

Al ipekten bir akşamdı, yazsonu
Uğultusu doldu önce denizin
Arnavut kaldırımlı dar sokağın
Yıkıldı duvarları
Taraçalara bacalara tırmandı
Oluk oluk aktı evlere
Küçük kadınların yatak odalarına
Deniz bastı

Titreyen dudağından öptüm suyu
Deniz yağmur ormanlarına dönüştü
Mercanları saf sarıdan, yakut kırmızı
Su yosunlarıyla örtüştü
Aşk ordaydı
Diplerin altın gülü

Biz yanyanaydık, tanığıydık
Kendi sevdamızın
Ama korkuyorduk
Birbirimizin yüzüne bakmaya
Mavi büklümüyle dalgalar
Aştı üstümüzden
Yandı kavruldu göğsüm
Eğri bir bıçak yarası

Zaten nerde yanlış vardı
Nerde gömüldü
Unuttum geceyi
Ay öldü